Özet: “Gizli tutulması zorunlu olan ve görevi ile ilgili bulunan bilgi ve belgeleri görevli veya yetkili olmayan kişilere açıklamak” fiilini işlediğinden bahisle davacıya verilen meslekten çıkarma cezası; “iletişimin denetlenmesi sırasında elde edilen tapelerin CMK 135. maddesi kapsamında olmayan bir suçun soruşturma ve kovuşturulmasında delil olarak kullanılamayacağına” dair Yargıtay kararına aykırı olup, davayı reddeden İdare Mahkemesi Kararının bozulmasına karar verilmiştir.

T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2016/18730
Karar No : 2017/21649

Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı)   :
Vekili                                                       :
Karşı Taraf (Davalı)                               : İçişleri Bakanlığı/ ANKARA
Vekili                                                       : 1. Hukuk Müşaviri Yrd.
-aynı yerde

İstemin Özeti                                          : Yozgat İdare Mahkemesinin 18.3.2014 tarih ve E:2013/567, K:2014/182 sayılı kararının, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti                               : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Danıştay Tetkik Hakimi                       :
Düşüncesi                                              : İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

 

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Beşinci Dairesince gereği görüşüldü:

Dava; ….. İlçe Emniyet Müdürü olarak görev yapan davacının, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün 8/13. maddesinde yer alan “Gizli tutulması zorunlu olan ve görevi ile ilgili bulunan bilgi ve belgeleri görevli veya yetkili olmayan kişilere açıklamak” fiilini işlediğinden bahisle meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun 11.1.2013 tarih ve 2013/1 sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır.

Yozgat İdare Mahkemesinin 18.3.2014 tarih ve E:2013/567, K:2014/182 sayılı kararıyla; dosyada bulunan telefon kayıtlarına ilişkin dökümlerin incelenmesi neticesinde davacının, hakkında gizlilik kararı olan olay ile ilgili haber muhabirleri ile ilgili sürekli iletişim halinde olduğu, olay hakkında karşılıklı bilgi alışverişinin sağlandığı, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün 8/13. maddesinde yer alan fiilin sübut bulduğu ve dava konusu işlemde hukuka
aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir.

Davacı, dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmekte ve İdare Mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.

Dosyanın incelenmesinden, davacının ……. İlçe Emniyet Müdürü olarak görev yaptığı dönemde, E.B. ve C.B. isimli şahısların öldürülmesi olayıyla ilgili olarak Susurluk Sulh Ceza Mahkemesinin 2012/130 değişik iş no.lu kararıyla dosya taraflarının ve müdafilerinin dosyayı inceleme ve örnek alma yetkilerinin kısıtlanmasına karar verildiği, davacının bu olayla alakalı olarak …….. Temsilcisi Y.U. ve … muhabiri E.K. ile telefon görüşmeleri yaptığı, bu
durumun ……….. Mahkemesince verilen 2012/177 soruşturma sayılı iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması kararının uygulanması sonucunda elde edilen tapelerden tespit edildiği, disiplin soruşturması kapsamında alınan ifadelerde davacı tarafından haber muhabirlerine herhangi bir şekilde bilgi verilmediği şeklinde beyanların bulunduğu, dava konusu işlemle, davacı hakkında gizli tutulması zorunlu olan ve görevi ile ilgili bulunan bilgi ve belgeleri görevli veya yetkili olmayan kişilere açıklamak suçunu işlediği gerekçesiyle verilen meslekten çıkarma
cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin işlemin iptali talebiyle temyizen bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmıştır.

Anayasa Mahkemesinin 14.1.2015 tarih ve E:2014/100, K:2015/6 sayılı kararında da belirtildiği üzere, ceza hukukunun temel ilkelerinin disiplin hukuku açısından da geçerli olduğunun kabulü gerekmektedir. Dava konusu meslekten çıkarma cezasına esas alınan ve davacıya isnat edilen fiilin, ….. Mahkemesince verilen 2012/177 soruşturma sayılı iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması kararının uygulanması sonucunda elde edilen tapelerden tespit edildiği görüldüğünden, öncelikle bu tapelerin davacıya verilen meslekten çıkarma cezası açısından delil olarak kullanılıp kullanılamayacağı konusunun irdelenmesi gerekmektedir.

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 217. maddesinin ikinci fıkrasında, yüklenen suçun hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebileceği hükmü yer almakla birlikte, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun E:2013/483, K:2013/599 sayılı kararında, telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi sırasında elde edilen delillerin aynı Kanun’un 135. maddesinin altıncı fıkrasında sayılanlar dışında bir suçun soruşturma ve kovuşturulmasında kullanılamayacağı ve bu durumun delil değerlendirilmesi yasağı kapsamında olduğu kabul edilmiştir.

Bu bağlamda, telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi sırasında elde edilen ve Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 135. maddesinde yer alan suçlar kapsamında bulunmayan bir fiile ilişkin olan ses kayıtlarının, tek başına delil olarak kullanılamayacağı ve hukuka uygun olarak elde edilmiş başka delil ve belgeler olmaksızın sadece bu delillere dayanılarak disiplin cezası verilemeyeceği sonucuna ulaşılmaktadır.

Dava konusu disiplin cezasına gerekçe olan “Gizli tutulması zorunlu olan ve görevi ile ilgili bulunan bilgi ve belgeleri görevli veya yetkili olmayan kişilere açıklamak” fiili, anılan 135.maddedeki suçlar kapsamında yer almamasına rağmen, sadece tape kayıtlarından yola çıkılarak tesis edilen meslekten çıkarma cezasına ilişkin işlemde hukuka uyarlık, davayı reddeden Mahkeme kararında hukuki isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulüyle Yozgat İdare Mahkemesinin 18.3.2014 tarih ve E:2013/567, K:2014/182 sayılı kararının; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun geçici 8. maddesi gereğince uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca BOZULMASINA, yukarıda belirtilen hususlar da gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen
Mahkemeye gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere,25.10.2017 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

                   Başkan                             Üye                                  Üye                          Üye                             Üye (X)

 

KARŞI OY :
Temyize konu İdare Mahkemesi kararı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde kararın bozulmasını gerektiren bir sebep bulunmadığından temyiz isteminin reddi ile idare mahkemesi kararının onanması gerektiği oyuyla, çoğunluk kararına katılmıyorum.

                                                                                         Üye